| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
109 "borsa" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"borsa" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

IMF’siz idare edebilir miyiz?++

Tarih 09 Şubat 2009, 22:08. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

IMF’siz idare edebilir miyiz?

Milliyet gazetesi yazarı Hurşit Güneş küresel krizi ve IMF görüşmelerini değerlendirdi.

İşte Güneş'in yazısı...


Ekim ayından bu yana tüm dünya krizde. Artık küresel nitelikli bu krizin Türkiye’yi fazlasıyla vurduğu hissediliyor.

Hemen belirtelim; IMF’nin son tahminlerine göre Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 1.5 küçülecek. Öylesine ki, bu krizin merkez üssü ABD ekonomisinin daralma oranıyla aynı düzeyde. Demek ki, Türkiye ekonomisi bu depremin merkez üssü kadar olumsuz etkilenecek.

Bu durumun nedeni artık biliniyor: büyük boyuttaki cari açık ve birikmiş özel kesim borçları bu kez finanse edilemeyecek görünüyor. Çünkü Batı’daki bankacılık sistemi de artık zorda. Kimsenin kimseye yardım edecek mecali yok. İşte IMF’ye ihtiyaç da bu nedenle ortaya çıkıyor.

Kasım ayından bu yana IMF ile anlaşma tartışılıyor. İşadamları ve bürokrasi bu borçlanmanın kaçınılmaz olduğu görüşünde. Fakat bir türlü anlaşma sağlanmış değil. Bunun nedeni konusunda ise tam bir netlik yok. Bir söylentiye göre, IMF emeklilerden vergi alınmasını istemiş. Hükümet de buna razı olmamış. Tek gerekçe buysa bu rahatlıkla aşılır, anlaşma sağlanırdı. Peki, asıl neden ne?

IMF’nin bütçe itirazı


Temel olarak IMF’nin yüzde 4, hatta daha düşük bir büyüme oranına göre düzenlenmiş bir bütçeyi onaylamadığı sanılıyor. Kaldı ki, IMF’nin emeklilerden vergi istemesini de kamuoyuna servis edenin hükümetin kendisi olduğunu sanıyoruz. “Zordaki emekliyi koruduk” diyecekler. Tabii seçimlere kadar. Bize kalırsa aslında hükümet seçimlere kadar mali disiplin uygulamak istemiyor.

IMF’nin katı bir mali disiplin istemesinin elbette bir mantığı var. IMF kronik olarak dış açık veren bir ülkeye borç para verdiğinde, tasarruf oranının yükseltilmesini, yani tüketimin daraltılmasını ister. Bu da faizleri yukarı çekerek, ya da sıkı mali disiplinle elde edilebilir. Fakat iç borcun yüksek olduğu bir ülkede faizlerin yukarı çekilmesi aksine tasarruf oranını azaltabilir. Çünkü devletin borç yükü artabilir. Bu nedenle tek seçenek olarak mali disiplin kalıyor.

IMF’siz de olur


Peki, IMF’siz olmaz mı? Yani mali disiplinden ödün vererek iç talep canlandırılsa krizden çıkış daha kolay olmaz mı? Elbette olabilir. Öte yandan, Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı Nobel ödüllü Joseph Stiglitz, “IMF’nin uygun olmayan bir reçetesi uygulanacaksa, hiç olmasın daha iyi” diyor. Buna da katılıyoruz.

Ancak Stiglitz neyin uygun neyin olmadığını net olarak belirtmiyor. Tekrarla belirtelim, bir taraftan IMF parası alıp, diğer taraftan iç talebin canlandırılması yoluna gidilecekse, bu çok hatalı olur. Türkiye ileride yine krizlere gebe olur. TL’nin değerlenmesine izin verilmemeli, bütçede yatırımlar yeniden düzenlenerek ihracatın önü açılmalıdır. Limanlar, demiryolları, vb altyapı harcamaları, hepsinden öte ithalat gerektirmeyen enerji yatırımları hızlandırılmalıdır...

Son söz: IMF olmazsa 2009 çok zor geçer. Ama doğru politikalar uygulanırsa ilerisi kolay olabilir. IMF ile beraber yine yanlış politikalar uygulanırsa 2009 biraz rahat geçer ama, diğer yıllar hep zor geçer.

0 yorum.

`IMF ile anlaşmanın Türkiye`ye faydası yok`

Tarih 07 Şubat 2009, 18:20. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

`IMF ile anlaşmanın Türkiye`ye faydası yok`

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali  Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı ve eski Devlet Bakanı Masum Türker, “IMF ile yapılmak istenen anlaşmanın şu anda Türkiye'ye bir faydası yok” dedi.

AA

Türker, Gaziantep Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasınca düzenlenen “Küresel Krizden Çıkış Yolları” konulu konferansta, son yaşanan küresel krizin, 2000 yılındaki krizin devamı olduğunu ve 2000 yılı krizinin üstünün örtüldüğünü, faturanın gelişmekte olan ülkelere yazıldığını belirtti.

Türev piyasalarındaki gelişmelerin küresel krizi çıkardığını ifade eden Türker, Türkiye'de işsizlik fonunun yalnızca devlet tahviline yatırılması ve bireysel emeklilik fonlarının yurt dışı fonlara yatırılmasının yasak olmasının krizde en önemli iki şansı olduğunu söyledi.

ABD'nin 12 trilyon 250 milyar dolarla dünyada en fazla dış borcu bulunan ülke olduğuna, bunu İngiltere, Almanya ve Fransa'nın izlediğine dikkat çeken Türker, Türkiye'nin şu anda 247,1 milyar dolar dış borçla dünyada 23. sırada yer aldığını bildirdi.

“IMF İLE NAKİT PARA GELMİYOR”

Türker, şöyle devam etti:

“Bu borç durumuna göre, emeklilik sigorta fonlarında da tedbir aldığımıza göre acaba IMF ile anlaşma yapılırsa Türkiye kurtulacak mı? Bir kere IMF ile anlaşmadan dolayı nakit para gelip cebimize girmiyor. IMF'in bize nakit para verme dönemi yalnızca Kemal Derviş'e verilen 10 milyar dolardır. Onun bir kısmı da benim zamanımda gelmişti. Bunun dışında IMF nakit para vermez. Para birimi, özel çekim hakkıdır (SDR).

Bizim finans kesimine dayalı işadamlarımız, IMF'teki parayı niye çok istiyorlar; IMF ile anlaşınca artık kanunları parlamenterler değil IMF'in dayatması yapıyor. Dolayısıyla IMF ile kim dayatacaksa, egemen güçler ne istiyorsa o oluşturulacak. IMF ile yapılmak istenen anlaşmanın şu anda Türkiye'ye bir faydası yok.”

“BATACAK ŞİRKETLER İÇİN ÖZEL FON KURULMALI”

Türkiye'nin krizden çıkması için çözüm önerilerini açıklayan Türker, bunun iki çaresi olduğunu ifade etti. Türker, “devlet zor durumda kalan iş, yatırım ve nakit üreten ulusal şirketlerin kurtarılması için özel bir fon kurmalı. Şirket batmak üzereyse, devlet bunu fonlamalıdır” dedi.

Finans fonksiyonu taşıyan kuruluşlara el koyup kapatmak yerine, ortak olması gerektiğini söyleyen Türker, Türkiye'de 2001 yılında kapatılan 52 bankanın kapatılmaması gerektiğini belirtirken, “o zaman 16 milyar konulup bankalara ortak olsak, bu bankalar çalışacaktı. Ama, o proje Türkiye'ye 55 milyara mal oldu. Bugün aynı hatayı yapmamalıyız” dedi.

Masum Türker, Türkiye'de bankaların yüzde 60'ının yabancıların elinde olduğuna da dikkati çekti.

“ÜLKE KREDİSİ İLE İHRACATÇILAR YENİDEN ÇIKIŞ YAPAR”

İhracatın artırılabilmesi için Türkiye'nin “ülke kredisi sistemini” kullanması, ancak bunun sadece bir grubu verilmemesi gerektiğini ifade eden Türker, “ülke kredisi, ihracatçıların yeniden çıkış yapmasını sağlar” diye konuştu.

İşsizliğe karşı alınacak tek tedbirin tüketimi hızlandırmak olduğunu vurgulayan Masum Türker, kendisinin bakanlık yaptığı dönemde, IMF'in karşı çıkmasına rağmen tüketime artırmak için memura fazla maaş verdiğini, köylülere para dağıttığını ve daha sonra IMF'in bu uygulamayı haklı bulduğunu kaydetti. Türker, “devletin gelirler politikasından önce, şahısların gelirler politikası desteklenmeli. Memura, emekliye fazla maaş vermeli” dedi.

0 yorum.

Otomotive ikinci destek geliyor

Tarih 28 Ocak 2009, 00:28. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Otomotive ikinci destek geliyor

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Ekonomi  Koordinasyon Kurulu'nda otomotiv sektörüne sağlanacak destek konusunda çalışmanın sürdüğünü ve bunun dün Bakanlar Kurulu'nda alınan hurda araçlar kararı ile ilgisinin olmadığını söyledi.

Aysel ALP / HÜRRİYET

Bakanlar Kurulu dün 30 yaşın üzerinde olup vergi borcu gibi nedenlerle trafikten düşürülemeyen araçların hurdaya ayrılmasının kolaylaştırılmasına yönelik bir düzenleme yapılması kararı almştı. Bu karar otomotiv sektörüne destek olarak nitelendirilmişti.         
 
Ancak Bakan Çağlayan, otomotiv sektörü için hazırlanan esas destek paketinin halen konomi Koordinasyon Kurulu'nda görüşüldüğü bilgisi verdi. Bunun Bakanlar Kurulu kararı ile ilgisinin olmadığının altını çizen Çağlayan, Otomotiv hassas bir sektör. Bir düzenleme yapılacaksa söylenmez yapılır. EKK'da çalışma sürüyor. Dünkü karar 30 yaş üstü araçların temizlenmesine ilişkin bir karardır. EKK'daki çalışma ile bir ilgisi yoktur. dedi.

Teşvik yasası bir yıl uzuyor

Öte yandan Çağlayan, yeni teşvik yasasının da yakında TBMM'ye gönderileceğini söyledi.

Mayıs 2005'te yürürlüğe giren ve 49 ili kapsayan Teşvik Yasası, asgari 30 işçi çalıştırmak kaydıyla, yatırımcılara gelir vergisinde ve sigorta primleri işveren hissesinde indirim sağlıyor. Ayrıca enerji maliyetlerinde de indirim yapılıyor. Bu yasanın bir yıl uzatılması ile teşvikten yararlanan söz konusu yatırımcıların küresel kriz ortamında bu teşviklerin kalkacağı kaygısı da giderilmiş oluyor.

Uzun süredir üzerinde çalışılan ve teşvik sistemini sil baştan değiştiren yeni Teşvik Yasası ise bölgesel gelişmişlik farklarını ortadan kaldıracak şekilde dizayn edildi. Yeni yasada büyük yatırımlar ile kümelenmeye dönük ortaklıklar ve iş birliklerine özel teşvikler getirilecek.

0 yorum.

``Altını elde tutmakta fayda var``

Tarih 28 Ocak 2009, 00:27. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

``Altını elde tutmakta fayda var``

Merill Lynch Global Varlık Yönetimi Avrupa Orta Doğu ve Afrika Bölgesi (EMEA) Yatırım Direktörü Gary Dugan, son dönemde ciddi bir altına hücum olduğunu belirterek, yakın vadede altını elde tutmakta fayda olduğunu söyledi.

Merill Lynch Global Varlık Yönetimi 2009 Yılı Projeksiyonu raporunun yazarı Dugan, projeksiyonun tanıtımı dolayısıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, küresel ekonominin 2009 yılı boyunca zayıf kalacağını dile getirerek, bu süreçte politika yapıcıların reaksiyonlarının önemli olacağını kaydetti.

Faiz oranlarının düştüğünü, devletlerin harcamalarını azalttığını, vergilerin indirildiğini ve bu ortamda büyümeyi tetiklemenin kolay görünmediğini ifade eden Dugan, hisse senedi piyasaları açısından 2008 yılının istisnai şekilde kötü olduğunu, ancak 2009 yılında yüzde 30-40 yerine yüzde 5-10 seviyesinde iyileşmeler beklemek gerektiğini söyledi.

Dugan, son 10 senede ABD ekonomisinde borçlanmanın artışının, ekonominin büyümesinden çok daha hızlı şekilde geliştiğini, şu anda ise bu borçlanmalarda hızlı bir düşüş yaşandığına işaret ederek, bireylerin borç ödemeye yönelmesinin harcamaları kıstığını, bunun da önümüzdeki dönemlerde büyüme oranını düşüreceğini ve uzun süre alışılmış seviyelere yükselmeyeceğini anlattı.

Borcun GSYH'ya oranındaki bu artışın geri dönüşünün nasıl olacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dugan, Japonya'da benzer bir sürecin yaşandığını belirterek, “ABD ve Avrupa da Japonya'ya benzerse, sadece bir senelik resesyonla yetinmeyiz. ABD'nin Japonya olacağını düşünmüyorum ama bir öngörü olarak bunu söylüyorum” diye konuştu.

Dugan, artık enflasyonun yüksek olduğu bir dünyadan, deflasyon riskiyle karşı karşıya bulunulan bir dünyaya doğru gidildiğini dile getirerek, yatırımcıların uzun vadeli enflasyon oranlarını dikkate alması gerektiğini ifade etti.

“Hükümetlerin de ekonomide büyümesi gerektiğini” söyleyen Dugan, şunları kaydetti:

''Bu bizim alışık olduğumuz bir şey değil. Gelişmiş ülkelerde geçtiğimiz son 10-20 senede hükümetler hep küçüldüler, özel sektör ekonomisi canlandı, ancak bugün özel sektör güveni bozulmuş durumda. Bireyler borçlanmak istemiyor, kurumlar çok çalışan almak istemiyor. Başka bir yerde büyümeyi tetiklememiz lazım. O da hükümet tarafında olacak. Harcamaların en yakın zamanda artırılması gerekiyor. Altyapı yatırımlarının geri dönüşü çok daha fazla zaman aldığı için hemen bireylerin harcamaya başlaması gerekiyor. Bunun için de devletlerin birtakım programlar yapması gerekiyor ve buna çok acil şekilde ihtiyacımız var.''

“CAZİP GETİRİ BEKLENTİSİYLE YATIRIMDA KAYBETME RİSKİ YÜKSEK”

Gary Dugan, şirket karlarının görünümüne bakıldığında, Avrupa'da en derin resesyon senaryosuna göre kurumsal karlarda yüzde 60'lık bir düşüş gerçekleşebileceğini söyledi.

Dugan, devlet tahvillerine ilişkin değerlendirmelerinde ise, “Şu anda kurumlar borçlanmıyor, devletler de kendi derdine düşmüş durumda. Dolayısıyla devlet tahvili getirilerinin düşük kalacağını düşünüyoruz. Avrupa, ABD gibi yüksek getirili pazarlarda bile getiri oranının yüzde 4-6 oranında olduğunu görüyoruz. Enflasyon sıfıra yaklaşırsa, yüzde 5-6'lık bir getiri çok cazip demektir. Biz çok getiri beklemiyoruz. Yüzde 20-25 gibi oranlar çok yüksek gelebilir, ama onlarda ciddi temerrüde düşme riski var. Daha temkinli yaklaşmak lazım. Cazip bir getiri beklentisiyle yüzde 20-25'lik bir enstrümana yatırım yaparsanız, bunu kaybetme riskiniz de yüksek” diye konuştu.

“KREDİ PİYASALARI NORMALE DÖNMEDİKÇE EMLAK FİYATLARI DÜŞECEK”

Doların kısa vadede güçlü olacağını, ancak 1-2 yıl içinde ciddi düşüş ihtimali bulunduğunu vurgulayan Dugan, “Bir sürpriz de avronun inanılmaz zayıflaması olabilir, o da bazı Güney Avrupa ülkelerinin avro bölgesinden çıkma ihtimalinden kaynaklanıyor” dedi.

Dugan, önümüzdeki dönemde hedge fonların varlıklar içindeki ağırlığının ise yüzde 50 oranında azalacağını ifade etti.

Olumlu olarak gördükleri varlık sınıfının ise girişim sermayesi olduğunu dile getiren Dugan, “Ekonomi şu anda dibi görmüş durumda. Girişim sermayesi şirketlerinin ekonominin böyle dibi gördüğü noktalarda çok ciddi fırsatlar olduğunu düşünebiliriz” diye konuştu.

Şu anda bireylerin kredi alamadığını dile getiren Dugan, “Kredi piyasaları normale dönmediği ve bankalar emlak piyasasına kredi vermeye istekli olmadıkları müddetçe emlak fiyatları düşüşe devam edecek” dedi.

“UZUN DÖNEMDE OLUMLU GÖRÜNÜM EMTİA FİYATLARINDA”

Dugan, emtia fiyatlarına ilişkin de bilgi vererek, şunları kaydetti:

''Uzun dönemde çok olumlu görünüm emtia fiyatlarında... Altın fiyatlarının 1.500 dolar/ons'a kadar yükselebileceğini düşünüyoruz. Birçok insan fiziksel olarak altını alıp kasalarına koymak istiyorlar. Ciddi bir altına hücum var. Yakın vadede altını elde tutmakta fayda var.''

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Dugan, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan piyasaların hisse senetlerini portföylerinde bulundurmadıklarını, 2010'da kurumsal karlarda yaşanabilecek hayal kırıklıklarının hisse senetlerinin düşüşüne neden olabileceğini kaydetti.

“AVRONUN GÜVENLİ CENNET OLARAK İTİBARI ARTIK ZORLAŞTI”

Bir soru üzerine, İngiltere'nin avroya geçmesini beklemediğini, şu anda kendi para biriminin esnekliğine ihtiyaç duyduğunu söyleyen Dugan, “Avronun güvenli cennet olarak itibarı vardı ama bunun bu sene zorlaşacağını düşünüyorum” dedi.

Dugan, küresel piyasalarda toparlanmanın mutlaka ABD'den, özellikle de emlak piyasasından kaynaklanması gerektiğini dile getirdi.

Merkez bankalarının faiz oranları sıfıra inse bile kullanacakları pek çok enstrüman bulunduğunu söyleyen Dugan, büyük merkez bankalarının uzun vadeli faiz oranlarını aşağı düşürerek, şirketlere ve bireylere daha rahat bir ekonomik ortam sunma yoluna gideceğini anlattı.

Dugan, “Küresel ekonomi zayıfladığında doğal olarak her yatırımcı kendi evine ve en güvenli gördüğü yatırım enstrümanlarına dönüyor. Bütün gelişmekte olan ülkeler bu sıkıntıyı yaşayacak çünkü, gelişmiş ülkelerdeki yatırımcılar kendi evlerine dönecek, hisse senetlerinden uzak duracaktır” diye konuştu.

Gary Dugan, uluslararası pazarlarda yatırımcılara hep yerel para biriminde yatırım yapmalarını ve denizaşırı ülkelere yatırım yapmamalarını tavsiye ettiklerini belirtti.

0 yorum.

İşten çıkarmayı nasıl frenleriz? !

Tarih 08 Ocak 2009, 23:04. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

İşten çıkarmayı nasıl frenleriz?

İşten çıkarmaları frenlemek için çare üretmeye mecburuz. Bazı işverenler, “iyi niyetlerine rağmen”, işçi ücreti üzerindeki yükleri taşıma imkânını kaybettiklerinden işçilerini çıkarıyor.

Güngör URAS / MİLLİYET GAZETESİ

İşçi ücreti üzerindeki yükün, genelde (ve de özellikle bu kriz döneminde) ne kadar önemli olduğunu sayın okuyucularıma basit olarak anlatmak istiyorum.

Devamlı olarak vurgulanan, kayıtdışı işçi çalıştırılmamasıdır. Sigortalı işçi çalıştırılmasıdır. İyi niyetli bir işveren (asgari ücretle çalışan) bir sigortalı işçinin cebine 503 TL girebilmesi için her ay 776 TL ödemek zorundadır.

-  İşçinin cebine 503 TL girerken,
-  Kayıtlı işçi çalıştırdığı için de işveren devlete 272 TL ödemeye mecburdur.
İşverenin asgari ücretle çalıştırdığı işçi için devlete ödediği 272 TL’nin:
-  213 TL’si sosyal güvenlik (sigorta) primidir.
-  19 TL’si işsizlik sigortası primidir.
-  39 TL’si vergidir.

İşveren işçiyi kayıtdışı çalıştırırsa devlete işçi başına 272 TL ödemekten kurtulur. İşçiyi işten çıkarırsa devlete 272 TL ödemekten kurtulur.

İşçi de devlet de kaybediyor

Açık anlatımıyla, işverenin işçiyi işten çıkarmasıyla sadece işçi sokakta kalmıyor. Devlet de işçi başına aldığı (en az) 272 TL’den mahrum kalıyor.

İşveren, “Kriz döneminde sıkıntıdayım. İşçimi işten çıkarmayayım. Aç bırakmayayım. Hiç olmazsa her ay cebine biraz para koyayım” diyemez. İşçiyi işten çıkarmadıkça, çıkış vermedikçe devlete 272 TL ödemeye mecburdur.

Bir ay sonra ödemelerini yapmaz, yapamazsa borcuna ayda yüzde 2.5 oranında gecikme zammı biner. Gene ödeyemezse önce ödeme emri, sonra haciz gelir. Banka kredileri kesilir. Malı, mülkü elden gider.

Şu kriz döneminde işverenin çalıştırdığı işçi için devlete ayrıca ödeme yapma külfetini/yükünü kaldırmak için bir formül bulmak zorundayız.

-  Bu yük sigorta primlerinden oluşuyor. Sigorta primi ödenmezse sigortanın hesabı tutmaz.
-  Bu yük vergiden oluşuyor. Vergi ödenmezse bütçe açık verir.

Arayana çare tükenmez

Bu yüzden, “Kriz nedeniyle işverenler devlete hiçbir ödeme yapmasın” denilemez. Ama bunun ara yolu vardır.

Ara yol, kriz döneminde, bir yıllık süreyle, güç durumdaki işverenlere, devlete yapacakları ödemeleri “faizli olarak” öteleme şansı tanımaktır.

Güç durumda olduğunu belirten işverenlerin işçi çıkarmamaları şartıyla sigorta ve vergi yükümlülüklerinin 1 veya 2 yılı ödemesiz dönem olmak üzere 5 yıllık bir süre için yıllık basit faiz yüküyle taksitlendirilmesi mümkündür.

İşçi işten çıkarıldığında hem işçi aç kalıyor, hem devlet işverenden bir kuruş para alamıyor. Halbuki bu tür bir ara formülde hem işçi işini kaybetmiyor, hem de devlet, uzun süre sonra da olsa işverenden alacağını alıyor.

İşten çıkarmaları seyrederek “Ah ile, vah ile” günü geçirmek yerine işten çıkarmaları frenleyecek tedbirleri tartışmak ve almak zorundayız.

0 yorum.

Sanayi üretiminde şok düşüş

Tarih 08 Ocak 2009, 23:03. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Sanayi üretiminde şok düşüş

Türkiye'nin sanayi üretimi Kasım ayında 2007 yılının aynı ayına kıyasla yüzde 13,9 oranında azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008 Kasım Ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı.

Sanayinin alt sektörleri düzeyinde 2008 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 0,9 arttı. İmalat sanayi sektörü endeksinde yüzde 15,5, elektrik, gaz ve su sektörü endeksinde ise yüzde 4,7 düşüş gözlendi.

Sanayi üretimi, 2008 yılının Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,9 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), 2005=100 Temel Yılını baz alarak açıkladığı aylık sanayi üretim endeksi verilerine göre, 2008 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üretim madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 0,9 arttı, imalat sanayi sektöründe yüzde 15,5, elektrik gaz ve su sektöründe ise yüzde 4,7 azaldı.

İmalat sanayinde Kasım ayında üretimi en fazla azalan alt sektör yüzde 41,2 ile motorlu kara taşıtı, römork ve yarı römork imalatında oldu. Bunu yüzde 27,2 ile tıbbi hassa aletler ile saat imalatı ve yüzde 25,7 ile ana metal sanayi imalatı izledi.

ANA SANAYİ GRUPLARI

Öte yandan söz konusu dönem itibariyle ana sanayi grupları sınıflandırmasında en yüksek düşüş yüzde 29,1 ile sermaye malı imalatında kaydedildi.

Bu sınIflandırmaya göre, Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ara malı imalatı yüzde 16,9, dayanıklı tüketim malı imalatı yüzde 8,7, dayanıksız tüketim malı imalatı yüzde 6 ve enerji yüzde 4,5 azaldı

KASIM AYI ÜRETİMİ

2008 yılı Kasım ayında ise toplam sanayide yüzde 0,6 gerileme kaydedilirken, madencilik ve taşocakçılığında yüzde 15, imalat sanayinde yüzde 0,3 azalma görüldü. Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı sektöründe ise yüzde 3,4 artış oldu.

Ana sanayi grupları sınıflandırmasına göre de sermaye malı imalatında
yüzde 6,1, ara malı imalatında yüzde 4,6, enerjide yüzde 0,2 düşüş oldu. Kasım ayında dayanıklı tüketim malı imalatı yüzde 1, dayanıksız tüketim malı imalatı ise yüzde 6,8 arttı.

0 yorum.

Çifte baskı piyasaları fena vurdu

Tarih 08 Ocak 2009, 23:02. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Çifte baskı piyasaları fena vurdu

ABD perakende devi Wal Mart'tan gelen haberler ve içerideErgenekon soruşturması kapsamında yaşanan yüksek tansiyon piyasaları kötü vurdu.

BORSA: İMKB Ulusal 100 endeksi günü yüzde 6.03 düşüşle 26 bin 210 puandan tamamladı.

DOLAR: Kur bir ara 1.56'nın üzerini test etti, sonrasında 1.5550 TL seviyelerinde dengelendi. 

Güne keyifsiz bir seyirle başlayan piyasalardaki bozulma ikinci yarı ile birlikte keskinleşti. Wal Mart'ın dördüncü çeyrek gelir tahminini düşürmesi ile hem yurtdışı borsalar hem de İMKB hızla gerilerken, dolar ise yükselişe geçti.

Wal Mart haberi geldiği sırada yüzde 2 civarında ekside seyreden borsada kayıp bir anda yüzde 4'e çıkarken, dolar 1.55'in üzerine yükseldi. Borsa günü   yüzde 6.03 düşüşle 26 bin 210 puandan tamamlarken, dolar ise 1.5550 TL'ye tırmandı.

İMKB'deki genel kötü hava içerisinde yurtdışının büyük payı olduğunu hatırlatan uzmanlar, dışarı ile paralel seyrin devam ettiğini belirtiyor. Ancak Ergenekon soruşturması kapsamında gerçekleşen yeni gözaltılar ile iç siyasetin ısınmasının da İMKB'deki düşüş üzerinde etkili olduğu ifade ediliyor. Özellikle ikinci seansta Ankara'dan gelen sürpriz buluşma haberleri piyasadaki gerginliği artırdı ve borsadaki düşüşü de hızlandırdı.

BORSADA KRİTİK SEVİYE 26 BİN 200

Turkish Yatırım Finansal Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, İMKB'nin son bir ay içerisinde dünyanın en çok kazandıran üçüncü borsası olduğunu kaydederek, "hızlı yaşanan yükseliş sonrası kâr realizasyonları da etkili oluyor" dedi. Borsadaki düşüşün 26 bin 200 desteğine kadar devam edebileceğini belirten Uskuay, "Buradan tepki gelebilir. Ancak 26 bin 200'ün de altına inersek düşüş hız kazanabilir" diye konuştu.

Yapı Kredi Portföy Yöneticisi Serdar Orman, Ergenekon operasyonuna ilişkin gelişmelerin piyasada tedirginliği artırdığını ve satış dalgasını hızlandırdığını söyledi. Orman, "Genelkurmay'ın Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yapacağı görüşme piyasada bir miktar heyecan yarattı ve aşağı doğru satış baskısını hızlandırdı. Bundan sonra yurtrdışı verilerini takip etmeye devam edeceğiz. Bu satış dalgası teknik olarak 25000 seviyesinin üzerine 25300 puana kadar devam edebilir gibi görünüyor" dedi...

0 yorum.

Türkiye`ye doğalgaz yarı yarıya azaldı!*

Tarih 07 Ocak 2009, 19:34. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Türkiye`ye doğalgaz yarı yarıya azaldı

Ukrayna ve Rusya arasındaki gaz krizine çözüm bulunmamasıyüzünden, Gazprom'un Avrupa ve Türkiye'ye gönderdiği gazın miktarının alternatif hatlardaki kapasite artırımına rağmen yüzde 50'den fazla düştüğü bildirildi

Temaslarda bulunmak için Berlin'e giden Gazprom Başkan Yardımcısı Aleksandır Medvedev, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Türkiye ve Avrupa'ya gönderilen günlük gaz miktarının 430 milyon metreküpten 200 milyon metreküp seviyesine kadar indiğini söyledi.

Ukrayna üzerinden gaz gönderemediklerini ifade eden Medvedev, Ukrayna bizim gaz göndermediğimizi söylüyor ama onlar tüm boru hatlarını ve pompalama istasyonlarını kapattıktan sonra gaz göndermek için fiziki bir kapasitemiz kalmadı dedi.

Gazprom, kış aylarında Ukrayna üzerindeki hatlardan 300, Yamal-Avrupa hattından 80-90 ve Mavi Akım üzerinden 35-40 milyon metreküp gaz gönderiyordu. Alternatif hatlardan Türkiye ve Avrupa'ya gönderdikleri gaz miktarını artırdıklarını ifade eden Medvedev, Yamal-Avrupa ve gaz depoları sayesinde 150 milyon metreküplük bir gaz sağlayabiliyoruz ve bugün sonunda başka depolardaki stoklarla birlikte bu oranı yüzde 10 oranında artırabilmeyi umuyoruz diye konuştu.

Medvedev, Karadeniz altından Türkiye'ye bağlanan Mavi Akım boru hattının tam kapasite çalışarak günde 48 milyon metreküp gaz pompalandığını belirterek, Rusya'nın Ukrayna üzerinden hala günlük 40 milyon metreküp gaz gönderdiğini ancak, Ukrayna'nın bu gazı Avrupa'ya göndermediğini söyledi. Gazprom Başkanı Aleksiy Miller ile birlikte yarın Brüksel'e geçebileceklerini ifade eden Medvedev, Burada Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu'nda üst düzey görüşmelerde bulunacağız diye konuştu.

Ukrayna'nın görüşmelere 8 Ocak'ta hazır olduğu yolundaki açıklamasının hatırlatılması üzerine Medvedev, Ukraynalı yetkililerin son 2 günde kendisiyle hiçbir temas kurmadığını ve yarın böyle bir görüşme yapılacağının farkında olmadığını kaydetti.

Naftogaz Başkanı Oleh Dubina, daha önce yaptığı açıklamada, yarın Moskova'ya geçeceğini belirtmişti. Gazprom Başkanı Miller da Reuters'a yaptığı açıklamada Dubina ile yarın sabah Moskova'da görüşeceğini teyit etmişti.

Borular hasar ihtimali

Medvedev, Berlin'de düzenlediği basın toplantısında da Naftogaz ile görüşmelerin kilitleyen en önemli konulardan birinin Kiev'de siyasi gerginlik olduğuna inandığını belirterek, Ukrayna'daki siyasi kriz nedeniyle Naftogaz'ın bizimle müzakereleri yürütmek için tam bir yetkisinin olmadığı görülüyor. Başbakan Yulya Timoşenko ve Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko'nun bu konuda ortak bir pozisyonları yok. Ukrayna halkı da liderlerinin ne yaptığı anlamıyor gibi görünüyor. (Timoşenko ve Yuşçenko) Rusya ve Avrupa'yı sorumsuz davranışlarının tutsağı haline getirdiler dedi.

Borulardan gaz işleminin devam edebilmesi için sürekli gaz akışı olması gerektiği ve hava sıcaklığının sıfırın altında olduğu yerlerde borularda oluşabilecek olası hasarların gaz akışını yavaşlatabileceğini ifade eden Medvedev, boruların kapatılması yüzünden sistemin hasar görmemesi halinde Ukrayna üzerinde gaz verme işleminin 12-24 saat içinde yeniden başlatılabileceğini vurguladı.

Türkiye tedbir alıyor

Rusya'nın batı hattından doğalgaz sevkıyatının kesilmesinin ardından Avrupa'da da doğalgaz arzına dönük endişeler artıyor. Daha önceki yıllardan benzer tecrübeleri olan Türkiye, sıkıntıdan en az şekilde etkilenmek için gerekli tedbirleri alıyor.

Bu kapsamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ilk önce doğalgazla çalışan santrallerin ikincil yakıtlara geçmesi talimatını verirken, arzda sorunun devam etmesi durumunda ise BOTAŞ'ın öncelikle kesintili tarifeden gaz alan otoprodüktörlerin (kendi elektriğini üretenler) gazı kesilecek.

Sorunun çözülememesi halinde kesinti diğer sanayicilere yansıtılacak. Konut abonelerine ise sıkıntının yansıtılmaması hedefleniyor.

Mevcut durumda, Batı hattından gelen gazın kesilmesiyle Mavi Akım'dan gelen gaz miktarı 40 milyon metreküpten 48 milyon metreküpe çıkarılırken, bu ancak 8 milyon metreküplük bir telafi sağlıyor. İran'dan ise mevcut durumda 15 milyon metreküp doğalgaz arzı sağlanıyor.

İran'dan daha önce günlük yaklaşık 28 milyon metreküplük doğalgaz alındığı dikkate alındığında bu rakam, önceki yıllarda kış koşullarının ağırlaşması nedeniyle gaz akışını kesen İran'dan, az da olsa gaz gelmesi açısından önem taşıyor. Azerbaycan'dan ise yaklaşık günlük 17 milyon metreküp gaz geliyor.

Batı hattından Türkiye'ye 35 milyon metreküp doğalgaz gelirken, bu rakam önce 32'ye, sonra 17'ye düştü, dün itibarıyla kesildi.

BOTAŞ'ın kontrata bağladığı doğalgaz ithalatı ise yıllık, Mavi Akım hattından 16 milyar metreküp, Batı hattından 14 milyar metreküp, İran'dan 10 milyar metreküp, Azerbaycan'dan 6,6 milyar metreküp. LNG ithalatında ise kontrata bağlanan rakam Nijerya'dan 1,2 milyar metreküp, Cezayir'den 4 milyar metreküp.

LNG gemileri yine kurtarıcı olacak

Marmara Ereğlisi ve Aliağa'daki LNG terminallerine sıvılaştırılmış doğalgaz getirecek gemilerle de sisteme takviye sağlanacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, dün yaptığı açıklamada, bu ay 6 gemi birden geleceğini, bu konuda bağlantıların yapıldığını gerekirse bu sayının artacağını söylemişti.

Toplam kapasitesi 1,6 milyar metreküp olan Silivri Yeraltı Doğalgaz deposunda da devreye girmesiyle depodan yaklaşık 15-16 milyon metreküp günlük çekiş yapılıyor, günlük kapasitenin artırılmasına dönük çalışmalar ise devam
ediyor.

Türkiye ve AB, Ukrayna üzerinde baskı yapmalı

Enerji Uzmanı Necdet Pamir de doğalgaz arzındaki son duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin doğalgazda dışa bağımlı olduğunu belirterek, diğer ülkelerde olduğu gibi yeterli doğalgaz deposunun kurulamamasının doğalgaz kesintilerinin yaşandığı dönemlerde sıkıntı yarattığını söyledi.

Doğalgazda en ufak bir kesintinin bile ikamesinin Türkiye'de sınırlı olduğuna işaret eden Pamir, kesintinin mavi akım üzerinden gelen doğalgaz miktarının artırılması, santrallerde ikincil yakıta geçilmesi, spot piyasadan LNG gemilerinin getirilmesi gibi yöntemlerle telafi edildiğini anımsattı.

İran'ın doğalgaz arz miktarını artırabileceğine dönük iyi niyet girişimini de hatırlatan Pamir, ancak İran'ın da önceki yıllarda olduğu gibi kış koşullarına bağlı olarak gazı kesebileceğini, böyle bir durumda daha büyük sıkıntı yaşanabileceğini kaydetti.

Ukrayna-Rusya arasındaki gaz sıkıntısının daha önceden sinyallerini verdiğini belirten Pamir, Sonuçta bu kesintinin Türkiye'ye maliyeti var. Santrallerde ikincil yakıtlara geçilmesi de, spot piyasadan pahalı LNG alınması da bize bir maliyet. Bunu neden Türkiye ödesin? Türkiye ve AB sorunun çözülmesi noktasında Ukrayna üzerinde baskı yapmalı. Şu anda duygusallık bir tarafa bırakılmalı ve devlet derhal üst düzeyde temasa geçerek, sorunun çözülmesi noktasında kararlılığını göstermeli dedi.

İkincil yakıtlar elektrik maliyetlerini artırır

Öte yandan Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı Önder Karaduman da, doğalgaz sıkıntısının yaşanmasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan kendilerine ikincil yakıtlara geçme talimatının geldiğini hatırlatırken, petrolün türevleri olan nafta ve fuel-oil kullanımı ile ikincil yakıtların elektrik maliyetlerini artırabileceğini söyledi.

Bunun yaklaşık yüzde 20 oranında bir maliyet artışına neden olabileceğine işaret eden Karaduman, Ancak bu elektrik fiyatlarına nasıl yansır, bunu bilmek mümkün değil, çünkü DUY sistemi bir havuz. O havuza hidrolik dahil bütün fiyatlar veriliyor orada paçallanıyor dedi.

Türkiye'nin daha önceki yıllarda doğalgaz arzında sıkıntılar yaşadığını belirten Karaduman, bu güne kadar bir depolama kapasitesinin oluştuğunu ancak bir an önce depolama tesislerinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlık sonrasındaki kesintinin Türkiye açısından bir fırsat olarak değerlendirebileceğine de dikkati çeken Karaduman, Türkiye üzerinden Avrupa'ya giden alternatif bir hat oluşturmanın mümkün olabileceğini bu kapsamda Nabucco projesinin de canlanabileceğini kaydetti

0 yorum.

Perakende sektöründe kriz alarmı!

Tarih 06 Ocak 2009, 17:08. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Perakende sektöründe kriz alarmı
Birçok mağaza ve market büyük şehirler dahil çok sayıda mağazasını kapatıyor. Esen Evran'ın haberi...
06 Ocak 2009 Salı, 09:29

For You, Antalya ve İzmir’deki mağazalarını kapadı, küçülme sürecek.  Öte yandan Tesco Kipa, krizin en ağır darbe vurduğu İllerden  Bursa’daki 8 ekspres mağazasının kapısına kilit vurdu. Tedarikçilerine ödemelerini tam zamanında yapan Metro AG ise “Ödemesini geciktiren zincirleri biz fonluyoruz” diyerek, satın alma anlaşmalarını bu kozu kullanarak yeniden gözden geçirmeyi tartışıyor. 

2007 ve 2008’de her gün bir perakende zincirinin büyüme haberini yazarken, şimdi Türkiye’nin dört bir yanından mağaza kapatma haberleri geliyor. Aziz Zapsu’nun ortak olduğu, 2008 sonunda 198 mağazaya ulaşan, Türkiye'nin ilk indirimli kişisel bakım marketi For You’nun zor günler geçirdiği, birkaç aydır piyasaların gündemindeydi.  Sevenoaks Finance Holding’in ana hissedarı olduğu, ayrıca  AIG gibi fonlarla da desteklenen For You’dan ilk çatlak sesler, Aziz Zapsu’nun tedarik zincirlerine “Ödemeleri aksatacağız” diye gönderdiği mektupla gün yüzüne çıkmıştı. Ardından iki yönetim kurulu üyesi Fideltus Capital Genel Müdürü Mehmet Sağıroğlu ile Cem Kozlu yönetim kurulundan ayrıldı. For You’dan gelen son haberler ise zincirin artık büyümek bir yana tamamen kapanacağının sinyallerini verdi. Antalya ve İzmir’deki mağazalarını kapatan For You’nun, diğer illerden de yavaş yavaş çekileceği, sektörde yoğun olarak konuşulan bir gelişme.

Aziz Zapsu tarafından 2002 yılında kurulan Türkiye'nin ilk indirimli kişisel bakım ürünleri zinciri Four You, büyüme planını ilaçların eczaneler dışında, marketlerde satışını serbest bırakacak yasal düzenlemeye göre yapmıştı. Ancak bu konuda bir türlü sonuca ulaşılmaması ve Sağlık Bakanlığı’nın bu düzenlemeye soğuk bakması da For You’nun Türkiye’den umut kesmesini hızlandırdı.

Türkiye sanayisinin en önemli kentlerinden Bursa’da tekstil  ve otomotiv sektörleri başta olmak üzere 2008’in son bir ayında 10 binin üzerinde işini kaybetmesinin zincirleme etkileri sürüyor. İlk etki, son dönemde hızlı büyüme dönemine giren perakende zinciri Tesco Kipa’nın, 8 ekspres mağazasını birden kapatması oldu. 2004 yılında İngiliz Tesco tarafından satın alındıktan sonra 2005 yılı ortasında hızlı bir büyüme dönemine giren Kipa, 5 olan mağaza sayısını üç yılda 100’e çıkarmıştı. 67’si ekspres, 33’ü hipermarket olan mağazaların 8’i kapandı. Mağaza sayısı 3 yılda bu denli hızlı artan, 2007 yılında 1.2 milyar TL ciro yapan Kipa’nın cirosunun metrekare oranında artmaması da yeni düzenlemede etkili oldu.

0 yorum.

Otomotivin anavatanı dibe vurdu!

Tarih 06 Ocak 2009, 17:05. 0 fav. Yazan buzmavisi45.  
Etiket: bigpara, borsa, ekonomi haberleri, hisse, hisse senedi, hisse yorum, teknik analiz

Otomotivin anavatanı dibe vurdu

ABD'de büyük otomotiv şirketlerinin Aralık ayı araç    satışları  yüzde 30'dan fazla geriledi.

HÜRRİYET

ABD'li otomotiv şirketi Chrysler, aralık ayı satışlarının ekonomik durgunluk ve filo satışlarının azalması nedeniyle yüzde 53 düştüğünü açıkladı. Aynı ayda Japon otomotiv şirketi Toyota'nın satışları yüzde 37 ve Honda'nın yüzde 35 düşerken, ABD'li Ford'un satışları yüzde 32 geriledi.

General Motors (GM) ile Nissan'ın aralık ayı satışları da yüzde 31'er  düştü.

Ford'un 2008 yılı satışları ise bir yıl öncesine göre yüzde 21 azalarak 1,98 milyon adet olurken, Toyota'nın 2008 yılı satışları 2007 yılına göre yüzde 16 gerileyerek 2,22 milyon adet oldu.

GM'nin geçen yıl satışları 2007 yılına göre yüzde 23 azalarak 2,95 milyon oldu. Honda'nın satışları aynı dönemde yüzde 8 ve Nissan'ın yüzde 11 azaldı.

Otomotiv sitesi “Edmunds.com”a göre, geçen yıl ABD'de araç satışları 2007 yılına göre yüzde 18 azalarak 13,5 milyon adet oldu. Bu ABD'de yıllık araç satışında 1992 yılından bu yanaki en düşük seviyeyi gösteriyor. Önceki yıl ABD'de satılan araç sayısı 16,2 milyon adet olmuştu.

TEK GALİP SUBARU

ABD'de geçen yıl araç satışını artıran tek şirket, Japon otomotiv firması Subaru oldu.

Forester ve Impreza modelleri büyük ilgi gören Subaru'nun, 2008 yılındaki satışları bir önceki yıla göre yüzde 0,3 artarak 187 bin 699 adet oldu. Subaru 2007 yılında 187 bin 208 araç satmıştı.

Chrysler'ın aralık ayında araç satışları 89 bin 813, Ford'un 138 bin 458, GM'nin 220 bin 30, Toyota'nın 141 bin 949, Honda'nın 86 bin 85 ve Nissan'ın 62 bin 102 oldu.

Bu yıl araç satışlarındaki düşüşün sürmesini bekleyen ABD'li otomotiv şirketleri, ancak kayıpların azalacağı umudunu koruyorlar.

Ford'un baş ekonomisti Emily Kolinski Morris, “2009 yılının ilk beş ayının geçen yılın son üç ayı gibi olmasını bekliyoruz” dedi.

GM de 2009 yılında satışlarının 10,5 ila 12 milyon adet olacağını tahmin ediyor.


GM satış şefi Mark LaNeve de, 2009 yılında tedricen düzelme olacağı ve bu yıl, 2008'in üçüncü ve dördüncü çeyreğinde görülen kötüleşmeyi görmeyecekleri konusunda iyimser olduklarını söyledi.

Asya ve Avrupa'da da geçen yıl araç satışları geriledi. Fransa'da araç satışları yüzde 16, Japonya'da yüzde 22 ve İspanya'da yüzde 50 düştü.

0 yorum.

bölüm izle - kavak yelleri dizisi izle